19 Ağustos 2011 Cuma

fucking story #3


zaman kavramını yitirmişti. saatin kaç olduğunu bilmiyordu, bakabileceği bir saati de yoktu, kullanmıyordu, sevmiyordu saat kullanmayı, zincirlendiğini hissettiriyordu kolundaki o saat ona. bir şeyler yapmak zorunda bırakan bir zincirdi saat. günler, gün doğumu ve bitişi ile sınırlı olmalıydı, çünkü bu doğaldı. yeni gün üzerinden planlar yapmalıydı insan. birkaç saat sonrası için yapılan planlar insan ömrüne zarardı. bazen hayatın içinde bulunmak, sanıldığı kadar iyi olmayabilirdi. düşünceler sarıp sarmalamıştı zihnini yine. bey amcanın sızmasıyla birlikte, daimi yoldaşı, kendisi yine onunlaydı. çok içmişti, gitmeliydi artık. kalktı, senedeledi önce. kolunu tutan yan masadaki gence ''iyiyim ben teşekkür ederim'' dedi. ayağa kalkmadan masaya bıraktığı para için, kendini kutluyordu. sallanarak dışarıya çıktı, temiz hava bir tokat gibi çarptı yüzüne. derin bir nefes aldı, tokat yerken bir daha vur diyen sadistlere benzetti kendini. gülümsedi.

şimdi yürüyordu, sokaklar boştu. sabahın bu saatleri, sokakların bu sessizliği ve boşluğuna bayılıyordu. geçen günlerdeki yalnızlıklarını anlatıyordu insanlara '' ne kadar eşiniz dostunuz da olsa, işte bu saatte yalnızsınız'' diyordu. bitmeliydi bu şey, artık adını koyamadığı insanların hayat, yaşam gibi türlü uyduruk isimler taktığı olgu bitmeliydi. sonu yoktu, bir bakmışsınız mutlusunuz, bir bakmışsınız mutsuzsunuz. kimileri mutsuzluğun mutluluğu daha anlamlı kıldığını söylüyordu, o ise bir türlü anlamıyordu. herkesin ulaşmak istediği, bunun için hayatını tükettiği cennet, acının, şüphenin, huzursuzluğun... vb. şeylerin olmadığı yerdi. öyleyse orada onları anlamlı kılacak şey neydi? işte soru buydu. bu soruya genelde kimse cevap veremiyordu, konuyu kapatan kişi oluyordu. şimdilerde kimseyle konuşmadığı için, bunlar hatıralarıydı sadece.

yakınlarda bir yerlerde ''menekşe gözler hülyalı'' çalıyordu. severdi bu şarkıyı, eşlik etmeye başladı. Süzüldü göz yaşları, dudaklarını ıslattı. ama söylemekten geri kalmadı ''...beni terk eyleme, canım, gülüm gel'' göz yaşlarıyla birlikte söyledi, söyledi yürüdü, yürüdü, yine yürüdü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder