masasında bir kadeh rakı vardı . tek başına olduğundan, masaya şişeyle gelmemişti yaşça büyük bey amca. bir şey demedi, tanımıyordu onu ne olsa. keyifle bir yudum aldı, dün gece içmiş olmasına rağmen özlemişti bu tadı. seviyordu rakıyı. mutlu günlerinde arkadaşlarıyla, dostlarıyla paylaştığı o rakı masaları geliyordu aklına. hatıralarına döndüğü için, ayrıca bir bağlılığı olabilirdi rakıya karşı. evet, belki bundan dolayıydı. bir yudum daha alayım, hatıralar canlansın, raks etsin karşımda diye düşündü. ve dudakları tekrar buluştu soğuk rakı kadehiyle.
karşısındaki masada yalnız oturan adamın kendisine baktığını gördü. eski bir tanıdık gibi bakıyordu. sanki birden, ''nerelerdeydin sen bunca zamandır evlat'' diyerek sarılacakmış gibi. öylece bakıyordu, gözlerini kaçırmaya cesaret edemiyordu. gözlerini kaçırdığı zaman alınacakmış gibi, duygu yüklü gözlerle bakıyordu. kır saçlı, güleç yüzlü cana yakın adam. elinde rakı bardağıyla birlikte kalktı masasından, ''oturabilir miyim delikanlı'' dedi. şaşırmıştı ''buyur bey amca'' dedi. ''yalnız içmek, utandırıyor beni delikanlı'' dedi. ''bir adabı vardı eskilerde rakı içmenin, bu gece yad edelim seninle o günleri'' dedi. uzattı kadehini, meyhane ortamında bir kadeh tokuşturulma sesi duyuldu. meyhane için yabancı olmayan bu ses, iki kişi için oldukça özlenen bir sesti.
bir süre düşüncelere kapattı kendini, sadece sadece tatlı dilli bey amcanın güzel muhabbetine bıraktı kendini..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder