öktem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öktem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ocak 2013 Salı

fecr

yeni bir hayata değil
yeni bir ülkeye uyanmak istiyorum
sonra hevesle uyuyup
yeni bir dünyaya uyanmak..
ah! canım
bunlar nasıl hayaller ?

28 Kasım 2012 Çarşamba

şems

Bir hiçliğin çaresiz yakarışlarına bağlı hayatlar var
Öyle ki yaşamanın zorluğu bu bünyelerde tam baskı uygular
Zengin olma hayalleri ya da macera dolu düşleri bile yoktur
Değer verilen şeyler hayatta kalma mücadelesindeki diğer kişilerdir.

18 Kasım 2012 Pazar

Nan

maviyi çalan
yeşili saklı yar
yokluğun açlık, binbir musibet
hayalin sıcak kum, soğuk deniz
ey giden güzel günler
bırakırsın izini bir tenhada
sıcak omuzlarda
ıslak dudaklarda
bilirim, geleceksin bir karanlıkta, gün dönmeden
maviyi çalan
yeşili saklı yar
beklerim, tenha köşede
bir ekmek bir de ben.


1 Kasım 2012 Perşembe

Buğu

Ah! o güzel, yeşil gözlerin
gözlerin, güzel, yeşil gözlerin
ah! o anlamlı, süzen, yürek yakan bakışların
ah! kime bakar, yakar, yeşil gözlerin
şimdi

26 Ekim 2012 Cuma

Peygil


içimdeki doğulunun ahlaki derdi
görünüşümün batılılığını ilgilendirmediği zaman
arada kalmanın tadını her nefeste çekiyorum
yüreğimin herkesi kucaklayacağını sanırken
kalbimin etnik hislerini
kim kucaklayacak?

22 Kasım 2011 Salı

beşiktaşlı günler #1


futbola düşkünlüğü aileden geliyor sayılmazdı. babasına sorularsa eğer, beşiktaşlıyım derdi ve hepsi o kadardı. mahallenin abilerinin çoğu diğer büyük takımları tutuyordu. yaşıtları, arkadaşları arasında iki beşiktaşlı vardı, birisi kendiydi zaten. beşiktaş'ın dolu dizgin gittiği yıllara da denk gelmiyordu çocukluğu, en azından hatırlayacak kadar büyümemişti o zamanlar.

 neden beşiktaşlı olduğuna şimdi bir anlam veriyordu, ama o zamanlar bu seçimin nasıl olduğu kafasına takılmıştı gecenin bir vakti. bir mantık arıyordu, anlam yükleyecebileceği boşluk arıyordu.

 kalktı, uyuyamayacaktı. düşünmeliydi ve düşünmesini sağlayacak uygun bir ortam yaratmalıydı kendine. çocukluk resimlerinin bulunduğu albümleri aramak en doğru hamle olacağını düşündü. çocukluk resimlerini, yetişme şartlarını hatırlaması onun hafızasını canlandırabilirdi. annesinin nereye koymuş olabileceğini düşünüyordu, her yer olabilirdi. eski kadınlardandı, aklın ermeyeceği yerlerden hayatı boyunca gereksiz şeyler çıkarmıştı. çocukluğuna dönme isteği annesine duyduğu özlemi de harlamıştı. uzun zaman olmuştu, sesi artık yetmez olmuştu bunun farkına varmıştı. arayış, annesinin elini öpmenin zamanı geldiğini fısıldamıştı kulağına. birden nerede olduğu aklına gelmişti işte, aramayı bırakması, aradığı şeyin bulanabilirliğini artırmıştı. gereksiz diye, bir kutuya doldurup her şeyi, bir köşeye bırakmıştı. gereksiz olduğunu düşündüğü onun hayatıydı, hayatının kareleriydi. kendine kızdı, tozlu kutuyu aldı, çalışma masasının yanına bıraktı. çalışma masasının üstüne boşalttığı zaman kutuyu masasına bıraktı. hayatını geri almanın zamanı gelmişti.
 saatlerce baktı, düşündü, her şey dün yaşanmış gibi gözünde canlanıyordu. hayatının son iki saatinde çocuk olmuştu tekrar. ancak hiçbir neden bulamadı onu beşiktaş ile bağlayabilecek. kadere inanan biri değildi, uzun zaman önce bırakmıştı birçok şeye inanmayı, bundan dolayı ''kader'' olamazdı ama kader gibi bir şeydi buydu. bu sorunun tatmin edici bir cevabı olamayacağına inanıyordu, saatlerini kendini şarj etmeye ayırmıştı. iyi olmuştu, zira insanların geçmişleri taşır geleceklerini.

 geçmişi bırakıp geleceği düşünmeye karar verdi ve en kısa zamanda bir beşiktaş gününde beşiktaş'a kavuşmuşma sözü verdi kendine. ne oldu da bu kadar ayrı düştüğünü düşündü, beşiktaş başkanının icraatları, aşkının göz göre göre bitirilmesine, dibe çekilmesine katlanamayıp, beşiktaş'ın peşinden gitmeyi bırakmıştı. amaç yönetenlerin elini zayıflatmaktı, bu davranışın yararı olup olmadığını bilmiyordu en azından bir şeyler yapmaya çalışmıştı. hiçbir şeyi bıraktığı gibi bulamayacağını biliyordu artık futbol kültürü tamamıyla değişmişti. yine de beşiktaş onu çağırıyordu karşılık vermeliydi. dört yıllık özlemi dindirmeliydi.

 gün doğacaktı, biraz uyumalıydı. yatağına gitti.

21 Kasım 2011 Pazartesi

belirsiz


sonu olmayan hikayelerde bulmak
sen olmak
hepsinden mevcut kalbinde
ben olmak
süslü kelimelerden uzak
sıradan bir hayata özlem
benden uzak
sonu olmayan hikayelerde kaybolmak
sadece hayalde olan
pis bir tuzak

25 Ekim 2011 Salı

bil ki


karanlık çökünce içini hüzün kaplamasın
bil ki,
dünyanın bir köşesinde tüm yakıcılığıyla günü-güneşi hissedenler var.
onlar senin yerine de güneşlenecekler
güneşli günlerinden sıkılıp, perdelerini kapatacaklar,
aç olanların yerine yiyecekler, içecekler
ağlayanların yerine gülecekler
engelli insanların yerine dans edecekler, eğlenecekler,
aşk acısı çekenlerin gözlerine içine bakarak, sahte aşklar da yaşayacaklar
sınırsız paralarına rağmen daha çok isteyip, paraya daha çok tapacaklar
hiçbir şeye sahip olamayanlara nispet bile yapacaklar
düşünmeyecekler.

sen,
bir kere geldiğin dünyada, güneşe hasret, aç, sefalet içinde,
dünyanın bir köşesinde senin sahip olamadığın şeylere sahip olan ve bunları doyasıya yaşayan birilerinin olduğunu bilerek yaşayacaksın
çünkü buna ''dünyanın adaleti'' diyorlar!!

13 Nisan 2011 Çarşamba

isterdim gülen kelimelerle cümleler kurmayı. yolun sonu tam da burası. son cümlenin yansıması, seri adımlarla gidişim...