klasik şarkıları seviyordu, özellikle eski şarkılar çok duygusaldı. yüz yıl önce söylenmiş şarkıların söylendiği zamanlarda yaşamayı isterdi, o zamanlar aşk gitmemişti, insanların arasında salına salına dolaştığı muhakkak idi. o zamanlar yaşamış olsa, aşkı-sevgiyi aramak zorunda kalmayacaktı. öyle bir haldeydi ki, cahilliğin dibine kadar batmıştı. aşk ve sevgi kendi zamanında bir tutulan efsaneydi. efsaneyi yaşatmak adına, teknoloji kullanılıyordu. işte kendi zamanı böyle bir zamandı. müziği kapattı, keşke, olsa gibi keyif sürecek, hayal kuracak zaman değildi onun için. onun bir amacı vardı, bu amaç için yaşamalıydı.
kalktı. başlangıç yeri önemliydi ve bunun için günlerce düşünmüş, araştırmalar yapmıştı. ve şimdi başlangıç noktası olarak belirlediği, şehrin botanik bahçesine doğru hareket halindeydi. artık, birkaç kilometrelik camdan fanuslar içindeydi botanik bahçeler ve parmaklıkların ardından izlemekteydi insanlar. aşk haplarından alan çiftlerin romantizmi yaşamaya çalıştıkları yerdi aynı zamanda. uyuşturulmuş beyinleri uyandırmayı çok istiyordu ama anlaşılmama kaygısı, insanların çoğunun kapatıldığı akıl yoksunu evine gitme korkusuyla birleşince, isteği yok oluyordu. aradığı bir hayat damarı vardı onun, dışarıda kalmalıydı.
daldığı düşünceler zamanı ileri sarmıştı sanki. durdu, bir an tereddüt etti. çevresine bakındı. gelmek istediği yere gelmişti. botanik bahçe önü yine kalabalıktı. insanların sıraya girdiği yere doğru yöneldi. çiftlerin ve tek girmek isteyenler için iki ayrı sıra mevcuttu. yalnız olmasından dolayı, yalnızlar sırasına girdi. önünde yüzlerce kişi vardı. 10 dakikalık yapay romantizm için, insanların saatlerce sıra beklemeleri sistemin sonucuydu. insanların aç gözlü olmaları, dünyadaki her şeyi tükettiği gibi, bu tür çözümlerde üretmişti.
yaklaşık bir saattir bekliyordu, içeri girmek üzereydi. her şeyin parayla yaşandığı bir zamanda, giriş için para vermek üzere elini cebine attı, kartını çıkarttı ve makineyi onaylattı. hiç eline alamadığı para için çalışıyordu insanlar. her şey numaralar ve küçük ekranlardan ibaretti. haneli rakamları görmek insanları maddi doyuma ulaştırıyordu ya da en azından insanlara doyuma ulaşmış hissettiriyordu. bahçede olmanın etkisiyle ürpermişti, neyi, nerede arayacağını bilmeden dolaşmaya başladı. bir işaret ya da herhangi bir şey göreceğini tahmin ediyordu. hayatını tahmin üzere değiştirdiğinin farkında olmadan..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder